Obezite Cerrahisi ve Gebelik

Obezite eşlik ettiği bir çok yandaş hastalıklar dışında, gebelik konusunda da ciddi problem yaratabilen kronik bir durumdur.  

Obez bayanlarda polikistik over sendromu, adet düzensizliği gibi sorunlara çok sık rastlanılmaktadır. Vücuttaki yağ miktarının çok fazla olması hormonal dengesizlikler yaratmakta bu da maalesef gebe kalamama gibi bir durumla karşılaşılmasına yol açmaktadır.  

Ayrıca obezitesi olupta hamile kalan hastalarda da hamilelik sürecinde ve sonrasında ciddi problemler ortaya çıkabilmektedir. Bunlardan belki de en önemlisi genellikle 30. haftadan sonra ortaya çıkan gestasyonel diyabet dediğimiz tip 2 diyabetin hamilelikte ortaya çıkan tipidir. Bunun dışında hipertansiyon gibi preeklamptik durumlar da söz konusu olabilmektedir. Bunlar hayatı tehdit edici, ciddi problemlerdir. Onun dışında yüksek kilolu bebek doğurma, erken doğum, doğumsal gelişim bozuklukları, düşük yapma riskinin yüksek olması, perinatal ölüm riskinin yüksek olması, doğum eyleminin zorlu olması gibi obezitede ve hamilelik döneminde karşılaşılan bazı problemler olabilir.  

Bariatrik cerrahi sonrası için gebelikle ilgili  bazı şeyler söylemek gerekirse bu konu da elimizde önemli iki büyük çalışma var. Danimarka ve İsveç’ten yapılmış çalışmaların her ikisi de oldukça yeni ve kapsamlı. 

Bu çalışmalarda bebek açısından bakıldığında anne karnında bebeğin gelişimi konusunda kilo anlamında birazcık daha düşük bir kilo söz konusu olduğu ama bunun dışında herhangi bir gelişim geriliği söz konusu olmadığı ve biraz da erken doğabileceği söylenmektedir. Bariatrik cerrahinin, düşük doğum ağırlığı olasılığını 1.5 kat ve erken doğum olasılığını da 2 kat arttırabildiği vurgulanmaktadır.  

Bunun dışında bariatrik cerrahi geçirmiş bir annenin bebeğinde düşük apgar skoru, yeni doğan yoğun bakım ihtiyacı, perinatal ölüm, konjenital problemler, mental retardasyon gibi risklerde herhangi bir şekilde bir farkılık söz konusu olmamaktadır. Yani annenin bariatrik cerrahi geçirmiş olması bebekte kalıcı ve kötü bir etki bırakmıyor. Bu konuda elimizde yeteri kadar veri var.  

Anne açısından bakarsak bariatrik cerrahi sonrası kadınlarda fertilite artıyor yani hamile kalma olasılığı yükseliyor. Bu genellikle adetlerin ve yumurtalamanın düzenli hale gelmesi ile paralel olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle de planlanmamış gebeliklerle sık karşılaşılıyor.  

Bariatrik cerrahi geçirmiş hastalarımız normal gebeliklere göre biraz daha az kilo alabiliyorlar. Asıl önemlisi gestasyonel diyabet riski yaklaşık %65, preeklampsi riski yaklaşık %60 azalıyor. Yüksek kilolu bebek doğurma riskinin ortadan kalkması ve doğum sonrasında ortaya çıkabilecek komplikasyonların azalması gibi avantajları da söz konusu. Bariatrik cerrahi geçirmiş kadınlarda çoğul gebelikler açısından bakarsak herhangi bir fark yok. Doğum olayını gerçekleştirme tipi açısından da bir fark yok. Bu hastalarımız rahatlıkla sezaryenle doğum yapabilecekleri gibi normal spontan vajinal doğum da yapabiliyorlar. Geçirdikleri ameliyat tipine bağlı olarak herhangi bir şekilde sezaryen olması veya normal doğum olması gibi bir zorunlulukta ortaya çıkmıyor. Her iki yöntem de hastanın durumuna bağlı olarak uygulanabiliyor.  

Bariatrik cerrahi sonrası hamilelik açısından hangi süre uygundur sorusunun cevabı ise şu anda dünyada net değil. Avrupa Bariatrik Cerrahlar Derneği bunu 12-18 aydan sonra diye söylerken, Amerikan Bariatrik Cerrahlar Derneği 12-24 aydan sonra demektedir. Bu konuda hala tartışmalar devam etmektedir çünkü uygun sürenin belirlenmesi tek bir faktöre bağlanamamaktadır. Anne yaşı, beslenme risk dengesi, ameliyat öncesi vücut kitle indeksi ve kilo, günlük alışkanlıklar gibi birçok faktör bu süreyi etkileyebiliyor.  

Ancak kişiselleştirilmiş bir yaklaşım daha mantıklı olabilir. Yani vücut kitle indeksi 55-60 olup da bariatrik cerrahi geçirmiş bir hastanın kilo verme dönemi 1.5 – 2 yıl kadar sürebilirken, vücut kitle indeksi 41-42 olan bir hastanın kilo verme dönemi 6 ay da tamamlanabilir. Yani kilo alıp verme dengeye oturduktan sonra hamile kalmakta aslında hiç bir sakınca olmayabilir. Zamanlamayı belki bu şekilde değerlendirmek daha mantıklı olabilir. Hızlı kilo kaybı yada bariatrik cerrahi sonrası kilo kaybı devam ederken hamile kalma durumunda bu fetüsün büyümesini ve hayatta kalmasını bir miktar riske edebilir. O nedenle bu denge ya da adaptasyonun tamamlanmasını beklemek yada bu denge döneminin gelmesini beklemek en ideal hamile kalma zamanı olarak değerlendirilebilir. 

Hamilelikten korunma açısından da bariatrik cerrahi sonrası ideal yöntem veya zamanlama konusunda da bir fikir birliği yok. Bariatrik cerrahi yönteminin restriktif, malabsorptif veya kombine olması hamilelik açısından ciddi farklar oluşturmamaktadır. Ancak kişisel faktörler, örneğin hastanın yaşı, beslenme alışkanlıkları, yaşadığı coğrafya gibi faktörlere göre hamilelik dönemini belirlemek çok daha anlamlı olabilir. Hastaların ideal hamilelik dönemine ulaşmalarına rağmen 24 ay gibi 18 ay gibi zorlayıcı şekilde hamilelikten uzak tutmak belki bir haksızlık bile olabilir. O nedenle kişiselleştirilmiş tercihler çok daha önemlidir.  

Özet olarak şunu söyleyebiliriz bariatrik cerrahiye bağlı kilo kaybı devam ederken hamile kalınmamasında büyük fayda vardır. Bedenin belli bir dengeye oturması kilo kaybının sona ermesi ve o kiloda en az 2 ay sebat edilmesi en ideal zaman olarak tanımlanabilir.  

Hızlı İletişim
Önceki yazıyı okuyun:
Yüksek enerjili kahvaltı kilo kaybına ve tip 2 diyabet hastalarında günlük toplam insülin dozunun azalmasına yardımcı olur

Yüksek enerjili kahvaltı kilo kaybına ve tip 2 diyabet hastalarında günlük toplam insülin dozunun azalmasına yardımcı olur Şikago’da 17 Mart...

Kapat